18 Aralık 2012 Salı

Köprü - Ayşe Kulin


Daha önce de Ayşe Kulin okumuştum. Bu nedenle Dil Anlatım ödevim olarak verilen üç kitaplık listeden Köprü'yü seçtim. Diğerlerini okumuş olmamın da etkisi oldu tabii. :)

İyi ki seçmişim diyorum. Okumak için daha da geç kalabilirdim... 

Ayşe Kulin her zamanki gibi, sade ve akıcı diliyle beni kitaba bağlamayı başardı. Hiç sıkılmadan saatlerce okunabilecek bir eser. (Belki de valinin kişiliğine hayran olduğum için bana öyle geldi.)


Köprü'nün 2006 - 2008 yıllarında çekilen birde dizisi var. 65 bölümlük. Valiyi Erdal Beşikçioğlu oynuyor ve kitabı okudukça gözümde canlandı. :))

Arka Kapak 

Elmas da sargılı kollarını bebeğe uzatmıştı. Canını yakmaktan korkarak usulca bırakmıştı Bayram, oğlunu Elmas'ın kucağına. Şimdi burun burunaydılar Elmas'la Öksüz. Bir dişi hayvanla yavrusu gibi koklaşıyor, burunlarını birbirine sürütüyor, birbirlerinin boynuna gömülüyor ve tuhaf mırıltılar çıkartıyorlardı. Bebenin küçük elleri, Elmas'ın saçlarında, Elmasın dudakları bebenin yüzünde dolaşıyordu. Elmas, ne diğer hastaları ziyaret edenlerden ne de Bayram'dan hiç utanmadan, hiç gocunmadan, memesini çıkarıp bebenin ağzına vermişti. Bebek mutlu bir kedi yavrusu gibi guruldayarak şapır şupur emiyordu süt akıtmayan, kuru memeyi. Kadınla çocuk birbirleriyle iç içe geçmiş, tek vücut olmuş gibiydiler.



15 Aralık 2012 Cumartesi

Kralların Çarpışması 1 - George R.R. Martin


Krallar çarpışırken tüm diyar titrer...

Bu seriye diyecek fazla söz bulamıyorum. "Harika, muhteşem" gibi sözler dışında. Hep böyle bir serinin hayalini kurmuştum ve gerçek oldu.

"Cesur kişi yenik düşmanını sağ bırakır ve kaybettiği kulağını geri alması,, utancından kurtulması için bir şans verir." (67)

Beni zorlayan tek kısmı: çok fazla karakter olması. Her zaman yeni karakter giriyor ve onların bazılarını unutuyorum. Yine de az karakter olsa elimizdeki kitap olmazdı. Yeni bir dünya kurulamazdı. 

Şırınga: Kuşumun ilacı. Günün anlam ve önemini belirtiyor. :)

Kesinlikle okunması gereken bir seri. Okuyun pişman olmazsınız. 

"Kışyarııııı!" 

Arka Kapak

Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...

2 Aralık 2012 Pazar

Hükümdar - Mustafa Çevik


"Bilgiliye bilgisi, giysi ve aştır. Bilgisizin davranışı kötü bir arkadaştır." (33)

Kitap, Oğuz Kağan Destanı'nın geniş versiyonuydu. Daha fazla bilgi, ayrıntı vardı ama ana tema destandı. Oğuz Kağan'ı yani Mete Han'ı gayet güzel tanıtıyordu. 

Çok akıcıydı diyemem. Sonlara doğru yer yer sıkıldığım vardı. Uyuyakaldığım yerler oldu. (Yorgunluğunda etkisiyle tabii.) Ama kesin olan şu ki ilk Türk devletleri ve yaşayışları kafamda iyice oturdu. 

"Gökyüzündeki ayın şavkına kendini kaptırarak avucundaki cevheri bırakıverme. Her zaman yalnız dış görünüşü arayarak, hazır buza su değildir diye aldanıp kanma. Uyanık ol. Yazın suyuna kış gününde buz derler. Kışın buzuna da yazın su derler. Yanılırsan asıl Tanrı'ya her şeyi benzetebilirsin. Yanılmazsan eğer Tanrı bizzat senin gönlüne yerleşir." (43) 

Kadınlara verdikleri önem özellikle dikkat çekiciydi. Kadınlarında erkekler gibi savaşa gidebilmesi, kağan savaştayken devleti "Hatun"un yönetmesi... Geçmişten ders almamız gerek.

"Bugünü var olanla anlamaya çalışma. Gördüklerine takılıp kalma. Önüne bakmak istiyorsan önce geçmişi tanımalı ve bilmeliyiz. Ancak o zaman gelecek seni yüce bir şekilde karşılayacaktır." (50)

Okudukça geçmişimize olan sevgim kabardı. O dönemlerde yaşama isteğim arttı. "Bu devirde yaşanır mı be kardeşim?!" gibi yorumlarda bulunmaya başladım. :) 


Arka Kapak

Hükümdar, Orta Asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarında hayatta kalmaya çalışan dağınık Türk boylarının tek bir bayrak altında toplanarak devlet kurmalarının destansı öyküsüdür… Türk boylarının kendilerine lider olarak seçtiği Kara Han gittikçe zalimleşerek yönetimi kendi çıkarları için kullanmaya başlar. Oğlu Oğuz, bu haksız düzene daha fazla dayanamaz ve babasını karşısına alarak hakanlık için uzun ve zor bir mücadeleye girişir. Annesi Ay Hatun ile bilge Uluğ Bey'in destekleri Oğuz'u iyi hissettirse de o en büyük gücü her zaman inandığı ve yolundan ayrılmadığı Gök Tanrı'dan alır. Yerin ve göğün birleştirici gücü olan Oğuz, Tanrı'dan aldığı kut sayesinde Türk milletini cihana hâkim kılacak ve kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde Türklerin kaderini değiştirecektir.

Kurban - S.J. Bolton


"Neredeyse mükemmel görünen küçük ve zarif hatları vardı. Ama güzellik hatların kusursuzluğundan çok daha fazlasıdır; yüze güzelliğini veren o özel ışık, renk ve ısı karışımını bir cesette bulamazsınız." (49)

Bu kitabı sırf "Doğarsın. Yaşarsın. Ölürler." yazısı için almıştım. İyi ki almışım. :)

Beni ikilemde bırakan bir kitap oldu. Hem hayal ettiğim gibiydi hem de değildi. Beni şaşırtan kitapları severim ve bunu da sevdim. 

Olayla ilgisi olan kişileri tahmin edebiliyorsunuz. Ama ilginç olan olayın kendisi zaten. Bu nedenle son sayfalara yaklaştıkça kitabın akıcılığı artıyor. 

"Bir şeye yeterince inanırsanız, günün sonunda o şey gerçeğin ta kendisi olup çıkıyordu." (398)



Arka Kapak

Doğum uzmanı olan Tora Hamilton'un hayatı Shetland'a taşındıktan ve taşındığı evin bahçesinde genç bir kadının cesedini bulduktan sonra çok değişir. Tora bu cesedin arkasındaki gizemi çözmek için uğraşırken kendini tehlikeli, tuhaf ve gizemli bir dünyanın içinde bulur. Kadının kalbi sökülmüştür ve kadının üstüne korkunç Trol efsanesini anımsatan işaretler kazınmıştır. Efsane ile gerçeği yan yana getiren esrarengiz olayların arkasındaki sır nedir?"

22 Kasım 2012 Perşembe

Sapphique - Catherine Fisher


"İşte bu, büyüdür Attia. Bir insanın zihnini çarpıtıp onu imkansıza inandırmaktır." (67)

Sapphique, İncarceron'un 2. kitabı. Üçüncü kitabı var mı çıkacak mı bilemiyorum ama aslında üçüncüye gerek yok. Sapphique, benim açımdan, son olarak gayet tatmin ediciydi. Üçüncüsü olursa da alıp okurum tabi. :)

İncarceron'a oranla daha sürükleyiciydi. İncanceron'da yer yer sıkıldığım olmuştu ama bunda sıkılmak ne kelime elimden bırakamadım. Bu biraz derslerim üzerinde olumsuz etki yaptı ama öhm... Sorun değil. :)


"Ve evet, unutmak kolaydı çoğu zaman. Sonuçta dünya gördüklerin ve duyduklarındır. Tek gerçeğin budur." (381)

Sonuç olarak, güzeldi ve okuduğuma değdi. Şimdi de kitaplığımda istirahat etmekte... 


Arka Kapak

Kalbin kilidini hangi anahtar açar?

Finn canlı Hapishane'den, korkunç Incarceron'dan kaçtı; ama orayı hatırladıkça acı çekiyor çünkü kardeşi Keiro hâlâ içeride.

Claudia, Finn'in Kral olmasında ısrarlı, oysa Finn kendi kimliğinden bile şüphe ediyor.

Deli büyücü Rix, Hapishane'nin şimdiye kadar sevdiği tek insan olan Sapphique'in Eldiven'ini gerçekten buldu mu?

Keiro, Eldiven'i çalarsa dünya yıkıma mı sürüklenecek?
Biri içeride, diğeri dışarıda.

İkisi de özgürlük arayışında.

Sapphique gibi.

17 Kasım 2012 Cumartesi

İntibah - Namık Kemal


İntibah, ilk edebi romanımız bilindiği üzere. Eh, bizde okulda Tanzimat Edebiyatı'nı işliyoruz. Evde de İntibah'ı bulunca okuyayım dedim. İyi de demişim!

Pek abartılacak bir roman değil tabii ki. Uzun Çamlıca betimlemeleri, duygu aktarımları mevcut. Bunlar beni sıkan unsurlardı. Yine de ilk olarak gayet iyiydi bence. Yeşilçam filmlerini aratmayacak bir eserdi.

Arka Kapak

Ali Bey, Mahpeyker adında, zamanın ünlü bir aşiftesiyle tanışır, ona bağlanır. Oğlunu bu korkulu yoldan çevirmek isteyen annesi, Dilaşup adında bir cariye alır. Terk edildiğini anlayan Mahpeyker, Ali Bey'den öç almak için, Dilaşup'a oyun oynar. Ali Bey'i de annesinin ölümüne neden olacak durumlara sürükler...

Sinema Molası: Şafak Vakti - Part 2



Şafak Vakti'ne gittik, bugün arkadaşlarla. Bekleyişimize değdiğini düşünüyorum. Her ne kadar sonunu bilsem de... yine heyecanla izledim! Hayran kaldım! Ne zaman bu seriden bıktığımı düşünsem, filmlerine ve kitaplarına göz attığımda fikrim hemen değişiyor. Artık eskisi kadar tutkunu olmasam da...

İzlemeye başlarken son film merağı oluyor üzerinizde, biterken de son film olmasının hüznü...  Bir efsanede bitiyor böylece. Köpek ve vampiri özleyeceğim!