8 Mayıs 2012 Salı

Cemo - Kemal Bilbaşar


Kemal Bilbaşar'ı Cemo'yla tanıdım... Daha önce adını bile duymamıştım.

Cemo, incecik bir kitap ama -bence- pek akıcı değildi. Konusunda pek problem yoktu ama dili... Halkın ağzıyla yazılmıştı, bu nedenle o yörenin kullandığı dilin özelliklerini barındırıyordu. Kitaplarda halk ağzıyla konuşulmasını severim aslında, daha doğal gelir bana... Ama kitabın tümünü öyle okumak hoş değildi. Keşke üçüncü şahısla yazılsaydı...

Kitabın adı Cemo ama Cemo çokta fazla ortalarda yok. Babası ve eşinin ağzından anlatılıp, geçmişlerine de yer verilince bizim kahraman arada kaynamış.

Sonu... Hiç beklemediğim şekilde bitti. Şaşıracaksınız.

Arka Kapak

Cumhuriyet'in ilk yılları... Doğu Anadolu'nun yaman coğrafyasında, aman vermez havasında, binbir oyunuyla insanı coşturan, yoran doğasında yaşayan bir söylence Cemo. Kömür gözleri ocak alevi gibi yanan, kara saçları gök ışıltıları taşıyan, çatıldığında hançere dönüşen kaşlarıyla yürek yakan Cemo. Başı eğdirilemeyen, Nuh dedi mi peygamber demeyen Cemo, insanlarına da, hayatına da dişiyle , tırnağıyla sahip çıkan yiğit bir kadın. Doğu Anadolu'da bir masal gibi geçen hayatıyla edebiyatımızın simge isimlerinden biri. Kemal Bilbaşar'ın ağalık düzenindeki insanları, aşiret törelerini, inançlarını, yaşama biçimlerini olanca gerçekliğiyle yansıtan bir dille yazdığı Cemo, unutulmaz roman kahramanları arasında yer almış biri. Bir direnişin son romanı.


0 yorum:

Yorum Gönder